Cinsiyetçilik sebebi nedir ?

Ilayda

New member
Cinsiyetçilik Sebebi Nedir? Biraz Mizah, Biraz Derinlik!

Herkese merhaba! Bugün biraz ciddi bir konuya mizahi bir şekilde değineceğiz. Cinsiyetçilik nedir? Nereden kaynaklanır? Hangi deli düşünce, kim bilir belki bir kafede sohbet ederken birden aklımıza gelir de, ‘ya, bu kadınlar gerçekten beceriksiz!’ diyen biri olur? Ya da ‘erkekler sadece futbol ve arabalarla ilgilenmeli!’ gibi gereksiz klişeleri sıkça duyduğumuzda, acaba bu düşünce tarzlarının arkasında ne yatıyor? Hazırsanız, gelin biraz bunu irdeleyelim. Ama rahat olun, sıkıcı olmayacak, biraz eğlenelim de!

Cinsiyetçilik Nedir? Kısa Ama Önemli Tanım

Cinsiyetçilik, bir kişinin ya da grubun, toplumsal cinsiyetlerine dayalı olarak diğer bir gruba (genellikle kadınlara) karşı aşağılayıcı, sınırlayıcı ya da eşitsiz davranışlar sergilemesi ya da böyle düşünmesidir. Yani, bazen basitçe ‘erkekler daha iyidir’ ya da ‘kadınlar duygusal olduğundan karar veremezler’ gibi klişelerle karşımıza çıkar. Ancak bu anlayış, sadece toplumsal normlara dayalı değil, kökleri tarihsel ve kültürel anlamda da derindir.

Ama şunu hemen söylemeliyim, bu yazıda cinsiyetçilik hakkında klasik, kuru teoriler yerine, konuya eğlenceli bir bakış açısıyla yaklaşmayı amaçlıyoruz. Elbette cinsiyetçilik ciddi bir konu, ama biz onu farklı bir açıdan, mizahi ve biraz da düşündürücü bir biçimde inceleyeceğiz.

Erkeklerin Çözüm Odaklı Yaklaşımı: “Sorunları Çözelim, Hadi”

Erkeklerin cinsiyetçilikle ilişkili bakış açılarını düşündüğümüzde, genellikle çözüm odaklı bir yaklaşım görmek mümkündür. “Kadınlar şunu yapamaz, çünkü...” diyerek başlanan cümleler, bazı erkeklerin toplumdaki ‘doğal’ erkek rolleri hakkındaki fikirlerinden kaynaklanır. Erkeklerin bu tür söylemleri genellikle daha çok pratik çözüm önerilerine dayanır, yani “Kadınlar bu işi yapamaz, çünkü beyin yapıları farklıdır” gibi bir düşünce, genellikle evrimsel ya da biyolojik temellere dayandırılır.

Tabii, burada erkeklerin bu bakış açısını savunmalarını ciddiye alırken, bir de bu düşüncenin tarihsel temelleri olduğunu hatırlatmalıyız. Birçok toplumsal yapıda, erkekler dış dünyayla daha fazla ilişkilendirilen figürler olarak kabul edilmiş, kadınlarsa ev içindeki rollerine hapsedilmiştir. Bu durum, kadınların toplumdaki yeri ile ilgili birçok yanlış anlamaya da yol açmıştır. Cinsiyetçilik işte tam da burada devreye girer. Erkeklerin genellikle çözüm odaklı, stratejik ve bazen de sert bir yaklaşım sergilemesi, bu kalıpların derinlerinden gelir.

Kadınların Empatik Yaklaşımı: “Biraz da Duygusal, Ne Var?”

Kadınların bakış açısına geldiğimizde ise, empati ve toplumsal bağlar ön plana çıkar. Kadınların toplumsal cinsiyet eşitliği ve adaletine dair yaklaşımları çoğu zaman daha ilişkisel ve duygusal bir biçimde şekillenir. Toplumda cinsiyetçiliği kırmaya yönelik kadınların verdiği mücadele, sadece sistemle değil, aynı zamanda duygusal bağlarla da şekillenir. “Kadınlar şunu yapamaz, çünkü…” diyenlere karşı, kadınların cevabı genellikle şu olur: “Ama neden olmasın? Hem de biz duygusal değiliz, aksine çözüm üretebilen, güçlü varlıklarız.”

Kadınlar bu konuda daha çok toplumsal cinsiyet normlarını yıkmaya çalışırken, toplumsal değişimin duygusal yönlerini de göz önünde bulundururlar. Empatik bakış açıları, sosyal yapılarla ilgilenirken, bazen karşılarındaki kişiyi anlamayı da içerir. Bu yüzden, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda kadınların çözüm önerileri genellikle daha ilişki odaklı olur. Kadınların bakış açısı, sadece kuralları değiştirmeye değil, aynı zamanda kalpten gelen bir anlayışla toplumu dönüştürmeye yöneliktir.

Cinsiyetçilik Nereden Geliyor? Tarihsel Bir Yolculuk

Peki, cinsiyetçilik tam olarak nereden geliyor? Temelde, cinsiyetçilik, toplumsal cinsiyet rollerine dayalı olarak biçimlenmiş olan bir düşünce tarzıdır. Toplumlar, tarihsel olarak, erkekleri dışarıdaki dünyaya, kadını ise içeriye hapseden sistemler kurmuşlardır. İlk zamanlarda bu, iş bölümüne dayalı bir durumken, zamanla kadınların ev içindeki rollerine hapsedilmesiyle devam etmiştir.

Erkekler dışarıdaki işleri yaparken, kadınlar çocuk bakımı ve ev işleriyle meşgul oluyordu. Bu iş bölümü, ‘erkek işini kadın yapamaz’ gibi cinsiyetçi düşüncelerin de temellerini atmıştır. Bu, sadece biyolojik farklara dayandırılabilecek bir şey değil, aynı zamanda toplumsal yapılar ve güç dinamikleriyle de şekillenen bir durumdur.

Bugün Cinsiyetçilik ve Toplumsal Değişim: Ne Yapmalı?

Bugün, cinsiyetçilik hala birçok toplumda var. Ama artık cinsiyet eşitliği konusunda ciddi adımlar atılıyor. Kadınların, erkeklerin ve toplumsal normların gözden geçirilmesi gerektiği yönünde çok güçlü bir ses yükseliyor. Kadınlar, erkeklerin egemen olduğu bazı alanlarda yer almaya başladılar. Erkekler ise, toplumsal cinsiyet eşitliği konusuna dair daha çözüm odaklı ve stratejik adımlar atıyorlar.

Peki, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini kırmak için biz ne yapabiliriz? Belki de önce, toplumsal yapıları sorgulamamız, ardında yatan tarihsel ve kültürel etkileri daha iyi anlamamız gerekecek. Kadınlar ve erkekler, birlikte çalışarak, daha eşit ve kapsayıcı bir toplum yaratabilirler.

[P]Hadi biraz düşünelim: Kadınların ve erkeklerin toplumsal cinsiyet eşitliği için birlikte atabileceği adımlar neler olabilir? Cinsiyetçilik konusunda hâlâ kökleşmiş kalıpların etkilerini kırabilmek için ne tür sosyal değişimlere ihtiyaç duyuyoruz?[/P]

Sonuç: Birlikte Düşünmeye Devam Edelim!

Cinsiyetçilik, aslında toplumsal normlar ve tarihsel süreçlerin bir yansımasıdır. Bu yazı, biraz eğlenceli oldu belki ama konu oldukça ciddi. Hem kadınların empatik, hem de erkeklerin çözüm odaklı bakış açıları, toplumsal eşitliğe ulaşmada önemli bir rol oynuyor. Hep birlikte, bu cinsiyetçi bakış açılarını yıkmak, daha eşit ve adil bir toplum kurmak mümkün. Ne dersiniz, buna nasıl bir katkıda bulunabiliriz?